CEVŞEN-İ KEBÎR: Büyük zırh. Peygamberimiz Hz. Muhammed’e (A.S.M.) vahiyle gelen en azîm ve en mühim bir münâcâtın ismidir. Bu harika münâcât, mârifetullahda terakki eden bütün âriflerin münâcâtının fevkindedir. Bin hâsiyeti olan ve bin Esmâ-i Hüsnâ’yı içine alan emsalsiz bir münâcât-ı Peygamberiyedir.

Beşinci, Altıncı, Yedinci, Sekizinci Küllî Şehadetler:

وَ بِشَهَادَةِ الْجَوْشَنِ بِقُدْسِيَّةِ اِشَارَاتِهِ وَ رَسَٓائِلِ النُّورِ بِقُوَّةِ دَلَٓائِلِهِ وَ الْمَاض۪ى بِتَوَاتُرِ اِرْهَاصَاتِهِ وَ اْلاِسْتِقْبَالِ بِتَصْد۪يقِ اٰلَافِ حَادِثَاتِهِ

Yani bin bir esma-i İlahiyeye sarîhan ve işareten bakan ve bir cihette Kur’an’dan çıkan bir hârika münâcat olan ve marifetullahta terakki eden bütün âriflerin münâcatlarının fevkinde bulunan ve bir gazvede “Zırhı çıkar, onun yerine bu Cevşen’i oku!” diye Cebrail vahiy getiren “Cevşenü’l-Kebir” münâcatı içindeki hakikatler ve tam tamına Rabb’ine karşı tavsifler, Muhammed’in (asm) risaletine ve hakkaniyetine şehadet ettiği gibi; Kur’an’dan tereşşuh eden ve bir cihette Cevşen’den feyiz alan ve tevellüd eden Resaili’n-Nuriye, yüz otuz parçasıyla risalet-i Muhammediyeye (asm) bir tek hüccet olarak risaletinin bütün hakikatlerini aklen ve mantıken ispatıyla, hattâ felsefenin nazarında akıldan pek uzak meselelerini göz önünde gibi gayet kolay ve makul bir tarzda ders vermesiyle Muhammed’in (asm) sadıkıyetine ve risaletine küllî bir surette şehadet eder. Risale-i Nur

Selam Dua ile.