Osmanlı sarayında bizeban da denilen sağır-dilsiz görevliler bulunur, bunlar devlet işlerinin görüşülmesi esnasında hizmet eder, evrak getirip götürürlerdi. Sağır-dilsiz oldukları için devlet sırlarının işitilmesi ve yayılması tehlikesi ortadan kalkardı.

Bunların anlaşmak için kendilerine mahsus işaretleri ve el hareketleri vardı ki, buna ‘Dilsiz dili‘ denirdi. Bütün saray halkı bu dili öğrenmişti. Padişahın huzurunda konuşmak ayıp sayıldığı için saraylılar bu dille anlaşırlar, hatta başka zamanlarda bile bu dille birbirlerine hikayeler anlatırlardı.

Dilsiz dili sarayda neredeyse moda olmuştu. Sağır-dilsiz görevliler Tanzimat’ın ilanından sonra kurulan meclislerde ve Heyet-i Vükela denilen bakanlar kurulunda da kullanıldı. Devlet adamları bunlarla anlaşabilmek için dillerini öğrenmek zorundaydılar. Bunlar son derece hassas ve zeki kimselerdi. Hafızaları çok güçlüydü. Şahit oldukları tarihî olayları en ince teferruatına kadar anlatırlar, tarihi şahsiyetleri kendilerine mahsus hareketleriyle karikatürize edebilirlerdi. Sözgelişi, sağ ellerini parmakları açık tuğ gibi başlarına götürdüklerinde padişahı, ellerini yumup baş parmağı ‘birinci’ der gibi dimdik yukarı kaldırdıklarında da sadrazamı kasdettikleri anlaşılırdı.

Günümüzde de bazı toplantılarda sağır-dilsiz görevliler hizmet etmektedir

Cevap ver

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin